1 Temmuz 2010 Perşembe
21 Haziran 2010 Pazartesi
gavur kukusu
memlekete yaz geldiğinde genelde çoğu şeyde bir kısalma gözlemlenebilir. etek boylarındaki kısalma sokaktaki köpekbalığı oranını bariz bir şekilde arttırır. beş milyonluk raybanlar takılır ve apaçi olimpiyatlarından 'sığ sularda yüzme' dalında altın madalya hedefleyen binlerce shark üremek için memleketin dört bür yanına çoşku ile dağılır. üremek için beachleri tercih eden ve güneş gözlüğü takmayan sharkların gözlerinde anavatanlarında olmanın ve bu kutsal ayini gerçekleştiriyor olmanın mutluluğu kolaylıkla okunabilir.
yaz gelince geceler de kısalır, sevişecek arkadaşları uyaralım. acele et hafız, tam saha pres.
herkesin hayatının bir soundtrack i varsa eğer, çagonun romantik komedisinin soundtrackinin de ilk parçası erdoyla düet yaptığımız 'beyaz gül kırmızı gül güller arasından gelır' diye başlayıp 'yarim giymiş beyaz az'iye, cum'a nama'zından gelır' diye devam eden o efsane türküdür.
hey sen, 'yaz geldi ama yanlarım hala duruyor mu diyorsun?' artık bunları dert etme çünkü fırsat ayağına geldi. yan karın kaslarını çalıştırmanın en iyi yolu öğle yemeğinde 2 tabak kuru fasulye, akşam yemeğinde de 2 tabak pilakiyle 1 büyük rakı içmektir. sakın bu yaptığından utanma, hepimiz insanız, hepimiz osururken popolarımızın sağ veya sol lobunu belli bir açıyla yukarı doğru kaldırırız. durma devam et eriticeksin yanlarını.
tıp dilinde 'testis sarkması' diye tabir edilen kronik dede hastalığının yaz gelince yaş farkı gözetmeksizin her erkeğin başına geldiğini de hatırlatmak isterim. kanal d de yayınlanan doktorum programında bu konunun incelenmesi gerekli. devir pudra kartellerine karşı dayanışma günüdür arkadaşlar.
aşırı sıcaklar insanlarda belli miktarda beyin buharlaşmasına da sebep oluyor. geçen hafta trenle istanbuldan sakarya gelirken arifiye istasyonunda bir abi bindi ve tam karşıma oturdu. önümdeki masada gazeteler vardı. 'gazeteler sizin mi acaba?' dedi, ' buyur abi okuyabilirsin' dedim. 'bakalım kaç kişiyi öldürmüşler, yaparlar bu millet' dedi, sonra da hiç alakasız bi fotoğrafa bakıp güldü ve gazeteyi masaya geri bıraktı. 'velkam tudı cangıl' dedim içimden. seviyorum sakaryayı vesselam.
kafanın güzel olacağının ilk işareti, 'kafan nasıl?' sorusuna verilen 'bi ince çıtır' cevabıdır. boş geçmez tayfada kim bu cümleyi kurarsa kafası güzel olur.
yalova kamplarda denize sıfır bir mangal keyfimiz var ki hiç sormayın. geleneksele doğru gider bu sıcak yaz günlerinde. sonuçta layf iz bitiful in yalova yani, kim ne diyebilir ki?
tayfanın her yaz tekrar eden başka bir gelenekseli daha vardır, o da bir türlü gerçekleşemeyen tatil planlarıdır. neyse önümüzdeki maçlara bakalım, bu yaz güney komple bizde, rahat ol hafızz.
türk dilini ve argosunu çok seviyorum ama 'çok sıcak' demek yerine neden ' gavur amcığı gibi yanıyo' demeyi tercih ederiz bir türlü anlamam. sonuçta hepimiz köpekbalığıyız bir yerde.
15 Haziran 2010 Salı
Soyunmadan Sevişelim Reca Ediyorum
yalovada ayrıcalıktır "götümsüden" alışveriş etmek. gece bilmem kaçlara kadar açık olmanın, ayrıcalığını alkolik harekete yön vererek destekliyor. bu adam az biraz götümsü yahu. tayfadan anonimdir, ya da ben bilmirem, gidebilmirem.
türk insanı vanayı sever. nerde bi vana görse ve etrafta insan yoksa o vanayı çevirir, düşünmeden sonucunu. açıkta bir uç varsa, o uçtan petrol fışkıracakmışçasına heyecanlı, en az bir embesil kadar iştahlıdır o sırada. bugüne dek yüzlerce suçsuz insan hayatını yitirdi bu anlamsız davranış silsilesi ardından. bir de kendi başını yiyenler var. no problemo diyor ve geçiyoruz. doğal seleksiyon her zaman gerekli.
kırmanistan veya kürdistanın başkenti neresi olsun tartışması son buldu: "darıca hayvanat bahçesi". evrim teorisini kanıta sürükleme ihtimali yüksek bir halk yapısına sahip bu ülkenin ana dili koklaşmak olarak seçilmeli.
"aynen" kelimesini TDK lugattan atmalı. "aynen yaa" dediğinizi duyar gibiyim. kes artık şu salak kelimeyi kullanmayı(dinime söven, şamanist olsa). dialoğun oluştuğu ortamı düşünerek oku ama içinden;
- kanka bu sınav patlar haberin olsun.
- aynen amk yaaaa.
...
- karı tay gibi.
- aynen lan.
...
- kanka ufaktan çözsek mi bişeler?
- aynen moruk inceden kovalayalım, düşer belki 3-5 bişe.
- aynen aynen!
- aynen!
...
- dürümde kakamtrak bir tad var.
- aynen. o.ç 7den çaktı bi de.
- aynen ibnetor yaa.
...
- bıdı,vıdı,dıdı
- aynen hafız
bi de kürt 'aynen'i var "hee vallahhh".
güney afrika milli takımının ilk 11'i komple shark. adamlar taksimde etrafa yırtıcı gözlerle bakan köpek balıklarını andırdılar bana. bu arada extra information zenci kakası beyaz oluyormuş. kedi köpek misali.
tam şimdi mutluluğun anahtarını veriyorum sana. göz kapaklarını koli bandıyla yapıştır, burnuna uzun ve ince birşeyler sok, serçe parmakların örs çekiç üzengi üzerine gelinceye kadar kulağına sok. avazın çıktığı kadar bağırmaya çaba göster ama ses tellerini harekete geçirmeden. 15 dakikalığına fani dünyayala arandaki bağı kopar ve nurani yaratıklarla sohbete dal. belki benle bile karşılaşabilirsin uslu bir velet-i zina olursan.
yaşının vermiş olduğu heycanı müziğe yansıtıp, kendine uranyumdan setler çeken bıdık; bil ki dinlenilmeyi bekleyen milyonlarca eşsiz parça var bu dünyada, saplanıp kalma herhangi bir yere. klasik müzik zamanı, right now.
pipi ile pipe arasında bir benzerlik var gibim?
kalçaların çok geniş diye üzülen genç kız, haberin olsun senin de alıcın var. hey koca göt çocuk şu geniş kalçalı kız seni kesio. göbeğini değidirebileceğin bir bel boşluğu belki de kim bilir.
yazın yüzüyorum, yaz sonunda yüzücü vücuduna sahip olacağım. üçgen vücudumun açılarını hesaplamak isteyenler olabilir irtibat numarası bırakıcam.
ben bir cezveyim aysel gürelin delisiyim. mıncırdım yanaklarınızdan. hade bakalaım gıdılarınızı okşaya okşaya kapatın bu sayfayı.
22 Mayıs 2010 Cumartesi
ZikZak zZzZz
18 Mayıs 2010 Salı
Hoş Az Biraz Nahoş
11 Mayıs 2010 Salı
baykal' ın yerinde olmak
baykal bugün yaptığı açıklamayla dakka bir yiyeceğim gol bir dercesine uygulayacağı siyasetin ipucunu verdi. bir savaş açmış ve klasik ' düşmanınında hedef küçült ve müttefiklerinin sayısını arttır' diye özetlenebilecek stratejiyi uygulamaya karar vermiş. 'fetullah gülen in bu işle alakası yoktur' anlamına gelen, açıklamaya sıkıştırılmış cümleler bunun işareti. ama yerler mi bunu? bence yemezler. eğer rakibinde bölünmeye sebep olmak gibi bir niyetin varsa, yanlış tarafı müttefik seçiyorsun bence, çünkü asıl kıpırdanma gülen cemaatinin ak parti içinde fazla güçlü duruma gelmesinden rahatsız olan diğer cemaatlerde. eğer kafanda 3 5 sene sonrasının planı yoksa neden istifa ederken göz kırpıyorsun bir kitleye? eğer geri dönmeyeceksen siyasete, neden yaparsın bunu? ayrıca gülen cemaatinin bu işle alakası olmadığının bilgisi/belgesi sende var, tamam onu anladık da hükümetin alakası olduğunun bilgisi/belgesi sende nasıl var onu anlamadık. istihbarat kanallarında kimler var? yıllardır şikayet ettiğin kadrolaşma yok mu? f tipi örgüt denilen şeyin ak partiyi satacağını mı düşünüyorsun? bence yanılıyorsun, cephe de burdan bölünmez, hedef de burdan küçültülmez.
pörç kardeşimin siyasi analizine göre 'bu allah' ın chp'ye bir lütfu, chp %45 i bile görebilir' ben de bu analize katılıyorum. ama deniz baykal nasıl bir siyaset izler orasını bilemeyiz tabi ki. şu an görünen, önümüzdeki kongrede karşısına aday çıkmayacağı ve delegelerin imza toplayıp onu tekrar başkan yapacağı. o zaman geri döner mi bilmiyorum ama bir gün tekrar geri dönmenin planını yaptığından eminim. umarım yanılırım ama geri dönmeyecek olsa neden gülen cemaatine göz kırpsın ki? şu şartlar altında şunu biliyorum ki baykal'ın siyasi hayatı gerçekten bitmiştir. artık devam etmesinin anlamı yoktur. tamam balık hafızalı bir milletiz ama böyle konularda bir şeyleri unutmamız için en kötü tahminle 'biraz uzun bir zamana' ihtiyaç duyarız ki senin ömrün yeter mi gerçekten bilmiyorum. bu sakın yanlış anlaşılmasın, ölmesini isteyeceğimiz kimse yok ama bir siyasetçinin bu şekilde bir olayla çizdirdiği karizmayı türkiye'de bile düzeltebilmesi için en az 10 15 seneye ihtiyacı vardır ve zaten büyük ihtimal kalbi de dayanmaz bu derece tansiyonu yüksek bir mücadele sürecine.
hayır bir de olayın şöyle bir boyutu var sen deniz baykalsın, daha iyisi olurdu yani; gücün var, paran var. belden aşağı vurmuyorum ama siyasete devam etmek gibi bir niyetin varsa seviyorum nesrin nesrin hanımı de, böylece biz de olayın bir gönül işi olduğunu bilelim ve ortada bir 'milletvekili yapma' olayı yoktur, çıkar yoktur, görevi kötüye kullanmak yoktur diyebilelim. siyasi takvimin çok yoğun olduğu önümüzdeki günleri düşünerek, kaybedilecek bir günün bile zararının büyük olacağanı anlayan bir siyasi heralde yalan derdi, montaj bu derdi. yalanlama olmadığına göre olayı gerçek kabul edebiliriz. ama cem yılmaz da akıllara gelmiyor değil be usta.
baykal' a nacizane önerim bu saatten sonra şudur; geri dönme. çünkü sen varsın diye chp' ye oy verenlerin sana gerçekten dürüst ve namuslu olduğun için oy veriyor olması, yerine geçecek olanlara da dürüst ve namuslu oldukları için oy vermeyeceği anlamına gelmiyor. ama geri dönersen 'sana' oy verenlerden büyük bir miktar kaybedeceksin. yerini gerçekten güven veren, genç, ilerici, yenilikçi, başka bir türkiye' nin varolabileceğini anlatan, umut veren birisine bırak. senin artık bu parti için yapacağın en büyük hizmet bu olur. 18 senedir kendi ellerinle oluşturduğun kadrolara güvenmiyor musun?
kimseye belden aşağı vurmuyorum fakat bunu yapmaya hakkım olduğunu da düşünüyorum. bu ülkenin gündemi bu mu olmalıdır? siyaset bu mudur? iki taraf için de söylüyorum, cidden rekabet bu mudur? halkınıza, gençlerinize, çocuklarınıza izlettiğiniz hacivat karagözün finali bu mudur? hakkım yok mu ahlaksız olmaya benim şimdi?
aslında bu olaylar olmadan çok daha önce, kimse beni buna zorlamamışken, üstelik chp ile hiç bir bağım olmadığı halde chp için çıkış yolu arıyordum. parti yönetiminde belli bir süreyi aşmış olanlardan ve parti üyelikleri belli bir süreyi aşmış olan türkiyedeki tüm üyelerden birer parti içi organ kurmak gibi bir planım vardı. yönetimdekilerden bir veteran takımı oluşturmak, onlara parti içinde siyasetten uzak, onurlu bir yer vermek, bu deneyimli adamları gençlerle buluşturmak ve partideki gençlere de dolayısıyla şu mesajı vermek vardı kafamda ' bir gün bir mustafa kemal olamazsınız belki ama her zaman el üstünde tutulan bir adam olursunuz chp içinde ' buna ek olarak bölgesel ihtiyar heyetleri gençlere her türlü deneyiminden bahsetsin, onlara siyaseti öğretsin diye düşünüyordum. bir parti sadece siyaset yapmaz ki, kültürel sportif, sosyal bir sürü organizasyon yapar ve asıl hizmet, asıl mücadele ordadır. insanı birebir kazanabilirseniz, bu maçı kazanırsınız.
sen gel sözümü dinle böyle bir projeyle partine hizmet etmeye devam et. ayrıca belden aşağı vurulmadan önceki son siyasi mücadeleni bir hatırla. ismet paşa'yı hitlere benzeten şahsa demokrasi için koltuktan vazgeçilebileceğini, bunun chp geleneğinde olduğunu, ismet paşa gibi senin de bunu yapabileceğini uygulamalı olarak göster. bunu yap ki son siyasi mücadeleni de kazanmış ol. çünkü öyle bir olay yaşadın ki gerçekten siyasi olarak kârlı çıkacağın yol kalmadı, bari partine kazandır ve beni başkan adayı göster. şşş hadi be 19 mayıs a yetiştirelim şu işi.
-hasstr. kamera olmasın bari :D
önümüzdeki günler gerçekten değişik olacak, bakalım baykal'ı ikna edebilecek miyim?
8 Mayıs 2010 Cumartesi
Ben Bir Cezveyim
hangi birimiz üniversite yaşamımız boyunca "9a ihale yok 10" deyip batmadık ki?
4 mevsimin tadına ayrı ayrı vardığın sürece sen bu dünyayla alakanı kesmemişsin demektir. ilkbaharın vermiş olduğu hazzı sonbahar asla vermeyecek. ama tam tersi de geçerli. eylülün melankolik kızı sana sesleniyorum, nisandan tad alamamış olmanın nedeni at gözlüğü takmış olman. at gibisin orası ayrı.
yağmurlu günler serisinin ardından her seferinde utkuyla nam-ı diyar doğukan ile istiklale çıktığımız zaman yapmış olduğumuz gözlemlemeler sayesinde ayaklarımız bizi zorla biryerlere götürüyor. müzik kararında, playlist sağlam az volume fazla o kadar, mekan mı kıvamında damsız masa yokken sapsız masa bol. alkol miktarı doğal olaraktan belli bir miktarın üzerinde seyretmeye başladığı anın devamında yaşanan kaynaşmalar, karmaşalar, verilen tokalar, alınan ateşlerin bini bir para. kimi annelere, babalara müteşekkir kalıyoruz, malzemeden hiç çalmamışlar.
evet şişkolar sözüm size. pis dombiller hangi ruh haliyle mini etek giymeye cürret edersiniz? genç yaşta uzun uğraşlar sonu yaratmış olduğunuz selülit tarlalarınızı kendinize saklayın. kaç civan delikanlıyı erkeklikten soğuttunuz o dekolte modelinizle.
insana, insanı, insanla anlatmak.
sonuna -can eklenen isimlerin gelecekte hiç bir şansı olmaması hatta lise çağlarında isim sahibinin, ismi koyan bireyin aile bireylerinin kulaklarını çınlatmasına bile neden olabiliyor. oğulcan... mafya ile girintili çıkıntılı olan adamın oğlunun ismine zoom yap. anne seda sayan orası da ayrı...
abartıldığı kadar beter bir hastalık değil şizofreni, kendimden biliyorum. hatta hastalık bile değil. doğal kafa mertebesinin üst noktasına verilen ad aslında. sessiz dialoglar ile daldan dala atlamak.
travesti sesinden daha berbat bir sese sahip olmak gerçekten güne 17-0 geride başlamanız anlamına geliyor. zaten ses yok, görüntü ise meçhul. sabahın köründe içilen mixe bakar mısın süt, bal, karabiber. iğrenç ötesi. tadı leş ama etkileri kısa sürede ortaya çıkıyor, en azından konuşabilcek konuma geliyorsunuz.
19 Nisan 2010 Pazartesi
yirmilik dişler yirmili yaşlar
bardağıma su doldurmak için mutfağa gitmeye üşenip banyoya gittiğimi farkettiğimde kafamı kaldırıp aynadaki yansımla senkronize bir şekilde 'napıyorum lan ben?' diye kendi kendime sordum. verdiğim cevaba ağzım açık kalınca, bu mallığıma yakışır bi şekilde uzun uzun ağzımın içine bakakalmak zorundaymış gibi hissettim lan kendimi.
o zamana kadar yirmilik dişlerime hiç bu gözle bakmamıştım. 'ilkinin çıktığını hatırlıyordum da ikincisi hangi ara çıktı awwuğa hoye?' 'aha üçüncüsü de çıkacak lan kabarmış' 'kaşınma lan' 'kabarman kime geeeenççç?' gibi cümleleri arka arkaya söyleyince, aynadaki görüntümün benden başkası olmadığını, bunun da bir diyalog olmadığı farketmem çok uzun sürmedi tabi. ama bu monologda sizden saklanan bir cümle daha vardı. o da 'genç, gen, ge, g, tükendik be kardeş'
bizim tayfanın garip bir huyu vardır, istediği zaman dekoderli yayına geçebilir. bak bu hissiyatı ailesinde etnik bir köken olan, hatta etnik kökeninin aile içinde konuşulan türkçeden farklı bir de dili olan arkadaşlar daha iyi anlayacaktır. ortam istediği zaman şifreli yayına geçer, bişeyler konuşulur ama o dili bilmeyen kimse ne konuşulduğunu anlamaz. belki de sırf bu tayfasal gelenekten geldiğim için, ne zaman twitter hesabımı açsam ekrana demin aynaya baktığım gibi bakıyorum, ne yazsam bilemiyorum. her harfimin çok anlamlı olması gerekliymiş ama sanki anlatmam gerekenlerin çok boş ve anlamsız şeyler olması gerekiyormuş gibi geliyor bana. 'ulen yüzkırk karakterde ben sana ne anlatayım lavuk?' 'yüzkırk ı bile uzun uzun yazıyorum, sayılarla değil' 'burası benim çöplüğüm ulan istediğim kadar harf kullanırım' sonra bakıyorum, gene monolog gene monolog. ama '140' ta çok az ama be kardeşim :D
-geriiiiiiiii
erdo da heralde benimle aynı şeyleri yaşıyo olacak ki, iki üç ay önce bişey yazmış hala o duruyo 'tivitli' halde. yirmiye takmış kendini hala yirmilik dişlerle uğraşıyoruz diyor. aklımdan ışın hızıyla bir sürü düşünce geçiyor, ben de kafamın içinde bir trenin peşinden koşarcasına yakalamaya çalışıyorum onları. hani diyorum belki de yirmilik dişler insana yirmili yaşlarını nasıl kullanması gerektiği hakkında ipucu veriyordur. ilki çıktı mı anlayacaksın ki maraton başlıyor, uyanık ol. ikincisi çıktı mı hemen neler yaptın otuz yaşında bir adam olmak için gözden geçir. üçüncüsü çıkınca ak göt kara göt belli olur koçum, ne kadar kabul etmesen de yolun yarısını geçtin, kendini kaç yaşında görürsen gör. ve 'dadadadan' dördüncüsü çıktı mı, yaşının onlar basamağındaki üçü göstermesi için 'ahmet çakarla şansa bak' taki hosteslerden birisiyle anlaş. kim bilir belki de seninle ' geri dönüşü olmayan bir yola girmeye hazırdır' :D ama eminim hepimizin yanında 'babayı al' diyerek göstereceğimiz en az bir adet 'nah' vardır.
'ah benim vefakar yirmilik dişlerim biliyorum geç geldiğiniz yetmiyormuş gibi, erken de terkedeceksiniz beni. en erken, belki de tek terkeden.' içim ürperiyor, 'yapacaklarım var hala' diyorum. daha önce dişlerimin girinti ve çıkıntılarını bu denli yakından görmeyişim acaba buraların çok meşgul oluşundan mıydı? ama ben karnımın guruldaması evresini çoktan geçmiştim.
tükürük çoğu zaman imzanızdır. bunu kabul etmeyebilirsiniz ama tükürmek büyük sanattır. kimse yol ortasına tükürsün demiyoruz belki tamam ama tükürecek arkadaşlar için şehrin belli bölgelerinde tükürme merkezleri kurulabilir mesela. düşünsenize bi 'cafe de tükür' 'tükürelim abi de, personel sorun çıkarmaz di mi?' 'yok abicim sal gitsin'
diş macununu 'lavabo' ya :) tükürürken aklımdan geçenler tam anlamıyla bunlardı. treni yakalayabildim mi acaba?
hmmm, dışarda da yıllara bağlı olmak üzere baş göstermiş çeşitli değişiklikler göze çarpmıyor değil. saçlar; bir yandan dökülen, bir yandan beyazlayan saçlar. yedi yıldır dökülen ama son iki üç ayda beyazlayan saçlar. bazen kirli, bazen daha kirli, daha bazen en kirli sakallar. altı yıldır ortalarda görünmeyen iki adet elmacık kemiği. hep kendini gerilerde mevzilendiren iki adet göz, biraz yorgun, biraz yılgın. gözler saklandıkça yamukluğu ve heybeti daha da net ortaya çıkan bir adet burun. ve kulaklarımda iki üç sene öncesinden bir iç ses:
- musluğu kapat o çocuk
ağzımda bir türküyle kapıyı çarparak çıkınca ben de şöyle haykırdım:
-otuzuma ne kadar diş, ne kadar yaş, ne kadar iş, ne kadar aş, ne kadar eş, ne kadar aşk var uleeeynn. kapatmıyorum
neresini kesip de 'tivit'liyim arkadaş
18 Nisan 2010 Pazar
3 yıl olmuş dedi kardeş
'vay be kardeşim, 3 yıl olmuş, 3 koca yıl'
'sabahsız gecelerimde tükettiğim kahvenin
ve tükettiğim çiçeğin sayısını bilen varsa söylesin'
ben de ona dedim ki; 'cengizim'
'sen hayatının en güzel çiçeğini büyüttün'
'bilesin'
15 Nisan 2010 Perşembe
alternatif ebeveyn diyalogları vol.1
- iyi bok yedin eşşoğlueşşek
- bok?
- anne sıçamıyorum
- sıçan nasıl sıçıyo evladım?
- baba 3 kilo sıçtım
- daha iyisi olabilirdi evladım
- baba ishal olmuşum paçalardan akıyo
- sizde dar paça var oğlum bizim zamanımızda ispanyol paça vardı
- baba televizyon bozuldu galiba
- psikolojiktir yavrum
- baba kalbim acıyo
- temassızlık vardır koçum
- çok açık sözlüsün baba
- röntgenciliğe mi başladın ulan
- baba açsana bi feysbuk hesabı sen de
- festfut sağlıksız evladım yüksek kolesterol var
- babaanne eskiden bi kuzuyu tek başına yiyen adamlar varmış
- vardı ya oğlum eskiden korostol falan yoktu ki yeni çıkarttılar onu
- ananne deprem olacakmış
- çıplak çıplak geziyolar olur tabi