22 Ekim 2009 Perşembe

Bu Kavgada Herşey Olur

tarih yine 2003 - 2004 arası bi yerlerde

Vol 1. pörç çagoyu kovalıyor. çagoyu dikkatle izliyoruz

Vol.2 tinerci 1 tinerci 2 nin alanına girmiştir. ahmar kardeşimiz anlatıyor.

Yeşilçam a Emek Verdim

yine 2003 sonları 2004 başları. tayfa sinema sektöründe hızlı bir yükseliş hedeflemekte. fekat teknolojik, meteorolojik ve coğrafik koşullar pek uygun değil.

bir de kaan ın esprisi var: çıkın lan kameranın önünden

pörç ün cevap çok net

Rotten com a Koyacaklar

tarihler yine 2003 sonu 2004 başı. pörç kardeşimiz olanları anlatıyor. onun ağzından dinleyelim

Gebertirim Seni Ha Terbiyesiz Herif

tarihler 2003 sonunu veyahut 2004 başını göstermektedir. pörç kardeşimiz yalova tigemden dondurmacıların oraya kadar süren 5000 metre yarışında koşmaktadır. törtıl kardeşimiz de televizyondan avrasya maratonunda gördüklerini uygulamaya geçirmek ister akabinde olaylar gelişir

20 Ekim 2009 Salı

gadana abla

"güçlü kalemimi" bundan sonra boş mevzular için kullanıcam. köpekler yahu bildiğimiz köpecikler... oraya buraya her yere kaka yapmışlar. çok ayıp , kızdım. sinirimi yanıma "pisi pisi" şeklinde çağırdığım kedinin kafasına attığım "tekmik" ile savuşturmaya çalıştım , yetmedi. kimisi de beyaz kaka yapmış. beyaz da kaka mı olur ulan? kakanında bi ağırlığı vardı eskiden, raconu vardı sıçmanın. nerde o eski kakalar...

ilginç olaylar yaşadım ben bugün. değişik kokular aldım. vapurda güvertede inceden kitabımı okurkene - entellektüel birikim kolay oluşmuo bro! yok yok can sıkıntısı yoksa okumucam yane - arkamda oturan "gadana abla" her ne kadar kendine has güzelliği olsa dahi o fevkalade kokusuyla beynimi uyuşturdu. inceden esen imbat eşliğinde kadıköy sırtlarını toplamaya başlayan gadana 45, beşiktaşa kadar başka nereler bilmem ama beni yerle bir etti hatta "darman durman" dahi oldum. ter denen dışkı sıvı genelde tüketilen ve yanmış olan besin maddesinin esansından esameler taşır, fekat o gelen kokunun nasıl bir besin maddesinden kaynaklandığını ben çözemedim. sabah kahvaltısında uranyum içtim yanında da bi kaç dilimde zirkonyum götürdüm fena gaz yaptı hafız.

aydın boysan çok kral adam yaa. aynı masada oturum bi kaç duble birşey içebilmek için o "gadana ablanın" koltuk altlarına buse dahi kondurabilirim. eski demcilerden hem de en eski. rakıyı okuyan bir insan , ağzıyla içip hayatın farklı tadlarından ortaya bir karışık atıp, yaptığı betimlemeler ile insanı kendi dünyasında büyük bir girdaba sokabilen bir insan. fenafillah seviyesine çokdan oturmuş ama mütevaziliğinden bir gram ödün vermemiş bu zat-ı muhterem üslupu ile de gönüllere taht kurmuştur. bi an düşündümde beraber demlenebilmek için ben o "gadana abla" ile çılgınlar gibi sevişebilirim yahu...

18 Ekim 2009 Pazar

Bazı Bazı..







Biji Serok Apo senin ta aq.

Bu yazı askere yazıldığım için değil 16 ekim cuma günü vizyona giren tamda bu açılım sürecinde barış gibi söylemlerin olduğu yoğun bi gündemde yayınlanmasının maksatlı ve çokda haklı olduğunu söylemeliyim öncelikle sinemacılık açısından değerlendirirsem bu film izlediğim filmler arasında çekim kalitesi, ses ve görsel efektler olarak türk sineması olarak izlediğim en iyi filmdi görüntülerin gerçeğe bu kadar yakın oluşuda filmde oynayan oyuncuların rol yapıyorum ben oyuncuyum tribi olmadan çekmeleridir hiçbirisinin ünlü olmayışı izleyenlere o duyguyu vermekte ve orda oynayanların hepsinin gerçekten yaşayan askerler olduğunu 100%100 biçimde yansıtmasıydı. Şu hepimizin aşık olduğu holivud camiasını yemin ediyorum şu film tokat manyağı yapmazsa hiç bişey bilmiyorum bu senaryonun gerçeğe bire bir oluşu ve senaryonunda kitap metini altyapılı oluşuda seyirciyi fazlasıyla etkiliyo filmden çıkan herkes en az bi 20 dk kendine gelemiyor film olduğunu unutmazsan gel kardeşin paranı iade edicek o bu değil aq dilekçeyi vermeden önce bu film izlemiş olsaydım askerliğimi 2981 yılına erterlerdim gibi geliyo bana :) şaka bi yana içimde ki faşist bi anda uyandı dedim bi tane 3.1 olsa bide sis olucak şimdi allahınızı diye saldırmalıydım ligaya vurduk işide bu film tam bu dönemde o soysuz köpeklerle farklı durumların oluşmasına neden olucaktır ayrıca oraya o karakolu yapan tsk nında o kararları alırken kafalarının boyutunu çok merak ediyorum onun yerine 92 gidenlerin kafalarını kesip aps ile pkk ya yollamaları daha uygun olur diye düşünüyorum film izleyince karakolun yerini görünce ve 2652 mt de kuşun yaşamadığı bölgede o askerler orda tamamen açık hedef ve küçück dağ karakolunda 40 kişi pkk'lı köpeklerin kucaklarına atıldıklarını anladım ve bu sorunun ne kadar büyük olduğunu ve ölenlerin ailelerini sevdiklerini yaşadıklarını ve şuan olanlardan geride kalan şehit yakınlarının neler yaşadığını çok daha iyi anladım türkiyede yapılmış tüm zamanların en iyi filmi hepinizin mutlaka seyretmesi gereken yalnız pkk itlerini güçlü cesur gibi algılamalara neden olabilir cesurlukları tamamen cahilliklerinden ve boku altın zannetmelerinden kaynaklanmaktadır hem üzüldüm hemde gözlerimin yere baktığı bu filmde bu tür önemli bir konunun nerelere taşındığı ve koskaca t.c devletinin ordusunun aciz kalarak 2012 galatasaray başkan adayı apocanın imralıdan maxmur'a barış için gönderilcek ilk grubun hazırlanması emrinin verildiği : (HTTP://www.haberonline.info/news_detail.php?id=4590) şu dönemde herşeyden iğrenir olmamız ve faşist olmak için sevgilimizin verdiği bir kitabın iki tane kırmantozane ' nin çalmasını beklememiz anlamsız geldi bi an son olarak hemen gidiyosunuz ve bu filmi seyrediyosunuz ayrıca yanınızda kim varsa onuda götürüyosunuz haydi devrim çocukları bu ülkeyi üçe bölelim Son olarak NEFES : VATAN SANA CANIM FEDA. filmin tam adı nefes diye başka bi filme gitmeyin aq sonra beyoğlu rüya sinemalarında uyanık ol.

10 Ekim 2009 Cumartesi

Kariyer net'de Penisini açan çocuk

90' ların sonuydu. Türkiye alabildiğine geniş bir yelpazede internet kafelerin esiri olma konumundaydı, bu ülke teknolojiye açtı. genelde amacından farklı olarak kullanılsada bu internet kafeler bilgi öğrenmek ve merak duygusunu biraz olsun köreltmek değil yetişkinlerin arka sıralara geçip birbirinden çirkin adult sitelerde saatler geçirip kimi zaman kendilerini orda kırmak suretiyle eylem gerçekleştirmesi kimi zamanda orda gördüklerini evlerinde hayaldünyalarıyla birleştirip anlamsız zevk ayinleri yaşamalarına sebep olmuştur.Tam bu dönemin ortasınde çok iyi olduğunu düşünen bi tayfa kariyer net isimli bir internet kafede birbirinden ilginç hatta kimilerinin hayal bile edemiyeceği kadar tuhaf anlarla günlerini hatta yıllarını doldurmaktaydılar bu olayların adli bir olaya dönüşmesi an meselesiyken gençler daha başka dallara ve branşlara yöneldiler ama bu çocukların tek bir noktası vardı birlikte olduklarında asla amaçlarının olmayışıydı kısacası ne güzargahları vardı nede nereye gidelim soruları sadece ayaklarıyla hareket eden ve bunun yaparken beyin denilen organı asla devreye sokmayan mutlu ama aslında bir hiç olan bu tayfa hala görenlerin haklarında : gay mi lan bunlar ? bunlar hatta babalarının benim olum gay dedikleri çocuklar bunlar. Velasıl bu internet kafenin işletmecisi emekli karı koca öğretmenlerdi bilgisayarın b si değil kablosunun k sinden anlamayan bu ikili öncesinden sıcak sonrasında inanılmaz depresif bi halde davranıp müşteri işletmeci ilişkilerinden çok uzaklaşan ( gelenlerin etkisi çok fazla ) ve bu çocukların oraya hep gelir haldeyde internet kafenin bi zümresi vardı bir bilgisayarda devamlı fifa oynayan akli dengesi yetersiz bir genç çok nadir gelen güzel tatlı hatunlar ve manyak bir ilkokul öğretmeni olan periydi ve tabi bu şuursuz gençler en coyf adlı oyunda hayatlarının ölüm kalım meseli gibiydi oyun süreleri 2.5 saat sürmese bile oyun kritikleri en az 8 9 saat arasında sürmekteydi hatta birbirlerine mesajla bile oyun hakkında sorular suclamalar yöneltmekteydiler velasıl , yine klasik muazzam bi ancoyf maçında kanlı savaşın sonlarıdır ve bi taraf yenilmektedir yanında ancoyf'u sevmeyen arkadaşı mex ve rex oturmaktadır mex'in birbirinden asker yapmak için et isteyen arkadaşlarına yaptıgı neden et istiyosun lahmacun mu yapıcaksın espirisi litaratürde yerini çoktan almış takımın 4 5 yılında devamlı söylenen gün kurtaran cümle olmuştur bu üçlünden rex ve tex hazin sonlarını beklemekteydiler ki yanda oturan güzel kıza aldırış etmeden tex'in yaptığı akıl almaz hamle yenilginin havasını tamamen dağıtmıştı evet penisini kaldırmış ve dışarı çıkarmıştı ve kimseye seslenmeden öylece ekrana arada da arkadaşlarının suratlarına bakıyordu bunu gören dostlarının yapmış olduğu gülme diye tanımlanan ki bunların arasında o ölmeydi ve ya komaya girmek hatta ve hatta yarılmak (bu tabirlerde onların ne kadar tuhaf olduklarının göstergesidir) ben duyduğum kadarıyla aktarıyorum internet kafede önünde normal zeka bir strateji oyunu açık koşan paladinlerin yanan kalelerin önünde penisini 10 larca insanın içinde dışarıya çıkaran bir psikolojiden bahsediyorum bu olaylara orda oynarken tanık olan birisi olarak geleceğimden ve yaşadığım çevreden şüphe ettim ne olursa olsun bi insan daha çıkıp terörist bile olsa bir toplukta aletini de ne kadar severse sevsim oyunun yenilgisinin hırsını böyle bi eylem yaparak sonlandıramaz ve arkadaşlarına da bu duruma sadece saatlerce gülerek kayıtsız ve seyirci kalmalarını beklemesi ve bundan hoşnut oluşları düşündürücü nokta dahası ona destek verdiler bu tür tayfaları oluşturan kişiler amerikan pastasından gördüklerimizden daha yaratıcı daha fırlama ve dahada ülke boyutlarını zorlamaları hikayede real olan tek şeydi aslında ; ASLINDA ONLAR İNANILMAZDI Bİ BAKIMADA ONLAR HİÇ BİŞEYDİ .

6 Eylül 2009 Pazar

Top Kaçma Sorunsalı

Gelişen bilişim teknolojileri sebebiyle sayıları giderek azalsa da, ağabeylerinden (yani bizden) kalan bu kutlu direnişi sürdürdükleri için kendilerine bir nebze de olsa destek olmak amacıyla bu yazıyı yazıyorum. Her şeyin ‘açılıp’ saçıldığı bu günlerde mahallenin piçlerinin de biraz açılıma ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Her mahallenin hala haklarını saklı tuttuğu bir piç kontenjanı vardır. Bu mahalle piçlerinin bütün işleri dört tane taş ve bir top bulup çift kale maç yapmaktır. Kendi içinde pek çok kural barındıran bu oluşumun onlarca yıldır süregelen en büyük sorunu bilindiği üzere top kaçması vakasıdır. Bu anlar mahallenin piçlerinin ‘ her koyun kendi bacağından asılır’ anlarıdır. Ve bu anlarda genel geçer tek bir kural vardır, o da ‘atan alır’ dır.

Topun sahibini en çok huzursuz eden şey topun nereye kaçacağıdır. Çünkü top dediğimiz şey yuvarlak, topa vuran mahalle piçleri de dengesiz olunca şizofren bir çocuk düşmanı olan yan komşunun bahçesine de kaçabilir, çirkin bir bayan kuaförünün camına da çarpabilir bu top. Bu anlarda mahallenin piçlerinden her hangi birisinin esnaf tarafından boğazlanmasındansa, topun kesilmesi kabul edilebilir bir diyettir. İşte bunu herkes gibi topun sahibi de bilir. Bu onu dehşetle rahatsız eder. Dahası arkadaşlarının onu topu var diye sevdiğini ve takıma aldığını bildiği için top ortadan kalkınca kendisinin de sosyal bir çöküntü yaşayacağını bilir. Mahallenin piçlerinden birinin boğazlanması onu pek ırgalamaz bu yüzden.

Açılımımızın esas oğlanları mahalle piçlerinin esnaf, komşu gibi doğadaki rakiplerinden başka bazen doğrudan doğanın kendisiyle de mücadele etmesi gerekebilir. Yine bu sorunlarının başında gelen denize, dereye ya da göl gibi başka bir su birikintisine kaçan toplar vardır ki bunlar da piçlerimizi epey uğraştırır. Özellikle deniz ve dereye kaçan toplarda su birikintisi epey hareketli olduğu için piçlerimizi kafa ve beden olarak çok yorulurlar, ama asla vazgeçmezler. Bu anlar piçlerimizin bir Arşimet, bir Nivtın hatta bir Aynştayn olduğu, bütün ihtimalleri hesaplayıp topu en hızlı ve en az hasarla nasıl alacağını kestirebildiği, hatta dikkatli bir bakışla binlerce yıl öncesinin avcı - toplayıcı toplumlarının izlerinin görülebileceği anlardır.

Piçlerimiz top kaçma sorununu en aza indirebilmek için çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Bunlardan ilki bahsettiğim gibi ‘kişi kendini bilmeli’ temalı ‘atan alır’ konseptidir. Buna ek olarak bir de ‘üç korner bi penaltı’ konsepti vardır ki bu da kısıtlı alanda top oynamak zorunda kalan mahalle piçlerinin kornere tenezzül etmemesi ve çıkan her topu kaleciye aldırma çabasının bir tezahürüdür. Bu sebeple de kimse kaleye geçmek istemez. Kimse kaleye geçmek istemeyince ‘minyatür kale’ konsepti devreye girer ve o andan itibaren de ‘bel üstü gol olmaz’ kuralı geçerli olur. Bel üstü gol olmaz da pis burun vuran, abanan, yeteneksiz olan fakat kendini Oscar de la Javier Bawierra zanneden, genellikle mahallenin piçlerinden birkaç yaş büyük olan, asla ve asla ‘atan alır’ konseptine uymayan kişiliklere karşı geliştirilmiştir.

Bu onurlu direnişin çocuklarının sorunları bu kadarla da sınırlı değil tabi ki de. Kendilerinden kemik yaşı olarak epey büyük olan fakat akıl yaşı olarak aynı şeyleri söyleyemeyeceğimiz pek çok kişi de ‘bi kafalık at bakıyım’ , ‘ver bakiyim bi sektiriyim’ gibi cümlelerle piçlerimizin topuna salça olurlar. Bu kişiler genellikle pazarcı esnafı olur. Piçlerimiz de ‘bi sektir git dayı’ demek yerine eriklerle çileklerle ödeşme yoluna gider.

Eğer top oynanan yer sokak arasıysa ve sağlı sollu park etmiş arabalar mevcutsa, mutlaka bu arabalardan birinin sahibi balkonlardan birine pusuya yatmış, elinde sınaypırıyla beklemektedir. Piçlerimiz bu anlarda arabaların en çok ayna ve anten gibi çıkıntılarına dikkat etmeleri gerektiğini bilirler. Çünkü onlar avcı oldukları kadar av olmanın da ne demek olduğunu bilirler.

Besin zincirinin ve enerji döngüsünün küçük bir yansımasıdır mahalle araları. Piçlerimiz top kovalar, kız kovalar, sapanla kuş kovalar, kedi kovalar; kuaför, araba sahibi, şizofren komşu da onları kovalar.

Hafta sonu uykularımızın katili de olsalar, kafamıza top gelir korkumuzun sebebi de olsalar, salak salak her şeye gülüyor da olsalar, kendimizden birer parça bulabildiğimiz için yaşatılmalıdır mahallenin piçleri ve onların top kaçma sorunsalı . Bu yaşam alanının devamına inandığımız için, bir çocuğun hayatı sokakta öğreneceğini bildiğimiz için, çocukluğumuzu iyisiyle kötüsüyle toplamda çok güzel hatırladığımız için diyoruz ki ‘sadece rolleri değiştirdik, yerimizi onlara bıraktık. Biz şimdi top kesen kuaför, arabasını gözetleyen balkondaki adam, çocuk düşmanı şizofren komşularız. Sadece orada olmayı sevdiğimiz, bunun bir parçası olmaya kendimizi zorunlu hissettiğimiz ve en önemlisi hala çocuk kalabildiğimiz için.'

durma yolcu okumaya devam et